Giriş Cumhuriyetten Önce Osmanlı Son Dönem Ekonomisi Son dönemlere bakıldığında Osmanlı ekonomisi, gelişen ve gelişmeyen şehirlere göre değişmekteydi. [1] Bunun ardında yatan çok fazla sebep vardır.
Artık “Hasta Adam” olan Osmanlı son dönemlere gelindiğinde yarı sömürge halinde idi.
Bununla beraber Avrupalıların da ticarette etkin rol oynamaları haliyle o şehirlerin gelişmişlik yapılarını etkilemiştir.
Devletin son dönemlerde yaşamış olduğu toprak kayıpları, savaşlar, devletin ekonomisini yerle bir etmiştir.
İstatistiklere göre, son dönemde artan dış borçlanma oldukça artmıştı.
Borcunu ödeyemeyen Osmanlı Devleti’nin borçları günümüz Türkiye Devleti tarafından büyük bir kısmı karşılanmıştır.
Peki istatiksel açıdan borçlanmaları inceleyecek olursak, Alınmış olunan dış borçların %34,6’sı komisyon ve de yapılan masraflar için, Kalan yüzdenin %65,4’lük payının %44,6’sı eskiden alınan borç ödemesinde, %4,8’nin askeriye alanında %5,3’nün bütçe açığı için kullanılmasında, %2,4’nün hazine giderlerinde kullanılmasında, %7,6’nın yatırım amaçlı kullanılmasında ve de son olarak, %0,7’lik bir dilimin diğer harcama alanları için kullanıldığını söyleyebiliriz. [2] 16.
Yüzyıldan sonra gerilemeye başlayan ekonomi 19.
Yüzyıllarda Osmanlı’da yeni bir maliye düzeninin getirilmesi yönünde çalışmalara vesile olmuştur.
Yapılan çalışmalarla Maliye vekaleti kurulması bunun en iyi örneklerindendir.
Tanzimatla beraber durum daha da geliştirilmiştir.
Son dönem Osmanlısının vergilenmede büyük değişiklikler yaptığı, şer-i ve de örfi amaçlı alınan birçok verginin kaldırıldığı bilinmektedir.
Son dönem ekonomisini çeşitli yönleriyle ele alalım Öncelikle Tarımdan başlarsak bildiğimiz üzere Tımar denen Tarım sisteminin yerle bir olmasının sonucunda Osmanlı son döneminde neler yaşanmış ona bir göz atmak gerekmektedir.
Yerleşen ağalık sistemi, yapılan savaşlar ve de bunun sonucunda nüfus darlığı ülkeyi derinden etkilemiş ve de dahası yaşanan toprak kayıpları sonucunda ülke büyük bir göç almıştır tarım arazileri yerleşmeye açıldığı için üretim faaliyeti gerilemiştir.
Sanayileşme açısından incelendiği zaman ise, Batının “Sanayi Devriminden “ uzak kalan Osmanlı Sultan Abdulaziz zamanında bazı Islah-ı Sanayi Komisyonu’nun Kurulmasında etkin rol oynamıştır.
Seriler sanayi okullarının açılması, insanları teşvik etmek için bazı tanıtımların yapılması bu komisyonun önermeleri arasındaydı.
Son dönemlerde küçük işletme sanayilerin de kurulduğu gözlemlenmiştir.
Bununla beraber açık pazara dönüşen devletin hiç mi ihracatı yoktu? Denilebilir ki tabii ki de devlet ihracat yapıyordu bunlar içerisine en çok fındık, incir, tütün, üzüm, pamuk, tiftik, girmekteydi.
İthal alınan ürünlerde ise en çok kahve ve de şekerdi.
Tabii sadece bunlar değil, demiryolu malzemesi ve pirinç gibi ürünler son dönemin en çok alınan ithal malzemeleri arasındaydı.
Ne yazık ki, çöküşün eşiğinde olan bir devlet için mali sistemi tam anlamıyla yenilemek mümkün olmamıştır.
Bütün olaylar silsilesi Osmanlının çökmesine mani olamamış ve ekonomide dışa bağımlı gelen devleti kurtarmada etkin rol üstlenememiştir.
Küllerinden dirilen cumhuriyette, Atatürk’ün ekonomi alanında anlayışına değinmeden geçmemek gerekmektedir.
Her alanda olduğu gibi ekonomi alanında da tam bağımsız ekonomi bu dönemin en önemli özelliklerindendir.
Mustafa Kemal, o dönem koşulları içerisinde en olması gerektiğince reformları hazırlamıştır.
Ekonomi siyasetine baktığımızda iki ana unsuru koşulsuz kullandığını görürüz.
Tam Bağımsızlık ve de Ulusallık o günün ekonomi siyasetinin temelini oluşturan kavramlar olmuştur. [3] Milletin geçimi için en önce kendi gelir kaynaklarımız değerlendirilmiştir. 1923 yılından Atatürk’ün vefatına kadar “Karma” ekonomi sistemi uygulanmıştır.
İlk Dönem Türkiye Ekonomisi Osmanlı ile ilgili genel bilgiler verildikten sonra Kuruluş aşamasında olan Türkiye Cumhuriyetinden bahsetmek gerekmektedir.
Öncelikle genel olarak ülkenin durumunu ele alacak olursak, Savaştan çıkmış ve tam anlamıyla küllerinden doğmuş olan bir ülke için ekonomisi iyiydi demek mümkün değildir.
Öyle ki, Kurtuluş savaşına zamanında “don-atlet” yasası olarak da bilinen emir çıkarılıp, halktan ihtiyaçlar karşılanmıştır.
Böyle bir haldeyken tabii ki de ekonomik açıdan her türlü sektörden bahsedilecektir.
Osmanlı devleti geleneği Cumhuriyet sistemine geçilince son bulmuştur.
Cumhuriyet dönemi ilk ekonomik anlamda yapılan çalışmalar “İzmir İktisat Kongresi” Olmuştur [4] .
İlk kongre 17 Şubat 1923 senesinde toplanmış ve de ne yapılacağı hususunda yani, yeni ekonomi modelini benimseme amacıyla bir araya gelindiği bilinmektedir.
Bu kongre ekonomi tarihi için önem arz eder.
Ekonomi alanını ilgilendiren ilk kongre olma özelliğini taşımaktadır, Varılan sonuçlarda ise,Aşar vergisini kaldırmak yerli üretime teşvik ( Hammaddesi yurt içinde yetişen ürünlerden sanayi kurmak ), Ülkede bir devlet bankası kurulması istenmesi, Tekelleşmeye karşıtlık, çalışma özgürlüğü sanayiye teşvik ve de milli kaynaklara dönme gibi kararlara varılmıştır.
En çok da milliye dönülmesinde tam kararlılık hakim olmuştur.
Nedeni ise; YATIRIMLAR TUTAR ( M.
KURUŞ) Demiryolları 3.368 Elektrik, Tramvay, Su 311 Limanlar 288 Sanayiler 650 Ticaret 206 Madenler 328 Banka-Sigorta 560 Kaynak: DİE, Türkiye’de Toplumsal ve Ekonomik Gelişmenin 50 Yılı, Ankara 1973, s.19 Yukarıdaki şema 1910 senesinde Misak-ı Milli sınırlar dahilindeki yabancı sermaye yatırımlarını ifade etmektedir.
Ülkede ekonomik yatırımcıların hep yabancı ve de gelir açısından önem arz edilen ekonomik getirisi çok fazla olan sektörlere girdiklerini görmekteyiz ancak, İzmir İktisat Kongresinde ki millileştirme yerliye dönmek, Cumhuriyet dönemi ekonomik anlayışında önemli bir karardı.
Tarım Sektöründe Ekonomi Atatürk dönemi Tarımı, bu alan o dönemin kalkınma faaliyetlerindeki en üstün rolü oynayan alandı. 1950’li yıllarda bile tarım temel sektördü.
Bu sektörün İktisat kongresiyle ilk hedefi belirlendi (vergi) Osmanlı döneminden kalma vergilerin kaldırıldığından bahsedilmişti.
Aşar vergisi de bunların arasındaydı [5] .
Yeniden kalkındırma amacıyla birçok şey yapıldı.
Vergi yükünü azaltmak halkı üretime teşvik etmiştir.
Hububat alış-satışlarında denetleme oluşturulduğu [6] , 1924 senesine gelindiği vakit, 655.
Kanunla birlikte Ticaret Borsasının oluşturulmuştur. 1925 senesine gelindiği zaman örneğin yerli bir buğdayın ortalama okka fiyatı 19 kuruş olarak saptanmıştır. 1929 senesine gelince de buğdayın okka fiyatı 16 kuruşa düşmüştür. [7] Yani seneler ilerledikçe tarımda iyileştirmeyi görebilmekteyiz. 1926 senesinde Zirai Kredi kooperatifleri ile halka karşı verilen tarımsal desteklemede yenilikler yapılmıştır.
Osmanlıdan kalan Ziraat Bankası da motor desteğinde bulunmuştur.
Ziraat bankasının tohum alış-satışındaki üstlendiği rol ise, 1938 yılında toprak Mahsulleri Ofisi kuruluncaya kadar devam etmiştir [8] .
Yapılan projeler artsa dahi tam olarak belli başlı zirai sorunlar ilk senelerde kendisini hep belli etmiştir.
Özel girişimci desteği, ve de zirai, hayvansal ilaç yahut tohum desteğinin çok azının karşılanması bu sorunları çözememiştir.
Yıllar Tarım ( Milyon Tl ) 1923 42.7 1924 47,4 1925 44,4 1926 49,4 1927 39,3 1928 42,2 1929 49,5 1930 46,5 Yukarıdaki Şema TOBB, Türkiye’de GSMH’ dan alınmıştır.
Görüldüğü üzere Gayri Safi Milli Hasıla’nın tarım üzerine olan milyon yatırımları o günkü devlet şartlarına göre şekillenmiştir.
Bu dönemlerdeki ürün olayını Çetin Yetkin, “Serbest Cumhuriyet Fırkası” adlı kitabında, mahsullerin fındık ve afyonda %73, buğdayda %63, incirde %52 pamukta %48, zeytinyağında %44, üzümde %43, tütünde ise %50’lik bir oranda ürünlerin yüzdesini bu şekilde sıralamıştır.
Son dönemlerde 1927 ekonomik krizi ülkemizi derinden sarstığı için halkımızın alım gücü derinden etkilense de, üretici de bundan payını almıştır.
Bununla beraber Yetkin ihracatımızı 1929 senesinden 1932 senesine kadarki verilerini de kitabında açıklamıştır. 1929 155.000.000 lira 1930 151.000.000 1931 127.000.000 1932 102.000.000 Tarım ihracatta sağlanan gelir.
Sanayi alanında ekonomi Tarım ile ilgili bilgileri verdikten sonra erken dönem Türkiye sanayisi ve ekonomik olarak genel durumdan bahsetmek gerekmektedir.
Atatürk dönemi sanayi politikası iki kısımdan oluşur daha doğrusu ekonomide genel olarak bahsedilir.
Devletçilik ve Liberal ekonomi piyasasıdır.
İlk seneler Liberal ekonomi Modeli benimsenmiştir. ve sanayi için o dönemlerde bilinildiği üzere en büyük atılan adım Teşvik-i Sanayi kanunu ile olmuştur. [9] 1923 yılında ilan edilen cumhuriyette sanayileşme için hemen o sene de bir şey söylemek mümkün değildir.
Ama 1927 sonrası için istatiksel açıdan saptama yapmak daha da kolaydır.
Bu seneye gelindiğinde, 65.245 sanayi kuruluşunun olduğu saptanmıştır. [10] Bahsedilen oran içerisinde bu dilimin %45’i tarımdı.
Sanayi sektörü içerisinde çalışan eleman sayısının 256.866 olduğu kaynaklara yansımıştır.
Bu yüzdelik dilimin sadece %14’ü ise dokuma sanayinde kendisini belli etmiştir.
Dokuma sanayi sektöründe çalışan sınıf ise 48.025 olarak belirtebiliriz.
Buradan bir varsayımda bulunur isek, bakıldığında 1950-60’lı yıllara kadar aslında kentleşmenin yaygın olmadığını görürüz.
Neredeyse nüfusun yarısı kadar faaliyette olan tarım sektörü, kırsal kesimde yaşamsal olarak daha etkin olduğunu gözler önüne sunmaktadır.
Sanayi sektörüne insanları teşvik edilmeye başlanmıştır.
Ancak, görüldüğü üzere, 1950-60 yıllarına gelindiğinde bile en temel geçim kaynağı tarımdı.
Kırsal kesimin kentsel yerleşim alanları daha da yüksekti.
Yıl İşletme Sayısı Şahıs Şirket Devlet ve Özel Devlet kuruluşlarının yüzdesi 1932 1.473 831 611 31 2.1 1933 1.362 836 555 36 2.5 1934 1.310 738 534 38 2.7 1935 1.161 631 474 56 4.8 1936 1.101 554 461 86 7.8 1937 1.116 562 465 89 7.9 1938 1.103 529 570 104 9.4 1939 1.144 522 511 111 9.7 Yukarıdaki tablo Teşvik-i Sanayi kanunundan faydalanmış olan işletmelerin genelleme özelliklerinden oluşmuştur.
Sanayileşme oranına bakıldığında, 1929 senesindeki dünyada meydana gelen ekonomik krizi elbette ki, sanayileşmenin önünde bir çeltik oluşturmuştur.
Ancak gayri safi milli hasılanın bu ekonomik kriz artışı yaşandığında bile artış gösterdiğini biliyoruz.
Peki neden? Cumhuriyetin ilk dönemleri ekonomisi her daim toparlama yönündeydi.
Bahsedilen ikinci model Devletçilik modeli ile ekonomiyi idare etme süreci başlamıştır. ve de aynı anda, kriz zamanında bile yerli malı her daim teşvik edilmiş, yerliye yönelim başlamıştır.
Kriz sonucunda sermaye gücünün azlığı ve en çok da bilgi yetersizliği sonucunda sanayileşme faaliyetlerinin ilk dönem için 1930’lara kaydığı söylenilebilir. 1933 senesinde “Sümerbank” kurulmuştur. (Sanayi destekleme) 1934 senesinde Birinci Sanayi Planı oluşturulmuştur.
Bu planlamaya göre, Mescuat Sanayine, Maden Sanayiye, Seramik ve de Kimya sanayisine yatırımlarda bulunulacağı kararına varılmıştır. [11] Birinci Sanayi Planından kısa sürede çok verim başarıldı.
II.
Sanayi Planı ise, daha çok ikinci dünya savaş öncesi ekonomik kalkındırmayı güçlendirmeye yönelik planlanmıştır.
İçerik olarak gemi sanayi, metal sanayi, çimento sanayi, makine sanayi, gıda sanayi gibi sanayiler için kalkınma hedeflenmiş ancak, savaşın patlak vermesiyle bu plan pek etkili olamamıştır.
Türkiye Cumhuriyeti devleti olabildiğince gerek siyasi, gerek ekonomik anlayış olarak olabildiğince içe ve iç kaynaklara dönüp, hasarı en ucuz şekilde atlatmayı planlamıştır. 1940 senesine gelindiğinde Sanayi alanında Türkiye’nin Dünyadaki durumunu şematik olarak incelersek; ŞEKER (Bin Ton) KAĞIT (Bin Ton) ÇELİK (Bin Ton) KROM (Bin Ton) ÇİMENTO (Milyon Ton) Elektrik (Milyar kWh) LİNYİT (Milyon Ton) DÜNYA 25190 21000 124000 510 74,8 482 288 TÜRKİYE 89 10 38 83 0,3 0,4 0,2 İrfan Kalaycı, Atatürk’ün Kalkınma Modeli (AKM): Günümüz Sanayisi İçin Kazanımlar , s.17 Sanayi durumuna bağımlı bir şekilde para politikaları, gelir-gider değerlerine de bakmak gerekmektedir.
Yukarıdaki bilgilere dayanarak politikanın o dönemde iki farklı şekilde yönlendiğinden bahsetmiştim.
Tekrar etmekte fayda olacaktır ki 1929 buhranına kadar olan süreçte Liberal bir politika benimsenmiş, buhran sonrası Devletçi bir politikaya yönelim sağlanmıştır.
Araştırılan veriler şema halinde verilmiştir.
Yıl BÜTÇE GELİRLERİ BÜTÇE GİDERLERİ Tahmin Milyon Lira Harcama Milyon Lira Başlangıç Ödeneği Lira Tahsilat Milyon Lira 1924 129 132 140 138 1925 153 202 184 171 1926 190 172 190 180 1927 195 199 194 204 1928 207 201 207 222 1929 220 213 220 224 1930 223 210 223 218 1931 187 208 187 186 1932 169 212 169 214 1933 171 205 170 199 1934 184 229 184 241 1935 195 259 195 267 1936 213 266 213 271 1937 231 311 231 317 1938 250 315 250 329 Kaynak: Bütçe Gelir-Gider Gerçekleşmeleri, Bütçe ve Mali Kontrol Genel Müdürlüğü.
Yukarıdaki tablo 15 devlet ile Türkiye’nin o dönemdeki gelir gider kıyaslamasından oluşmuştur.
Yapılan araştırmalar sonucu 15 devletten 11 denk düşmüştür.
Para ekonominin en üst materyalidir.
Atatürk döneminde parayı inceler isek, Atatürk dönemi sonuna kadar “emisyon” a karşı gelmiş ve uygulanmasını istememiştir.
Peki nedir emisyon? Para dolaşımına denmektedir.
Atatürk de bunu bir finansman aracı olarak kullanılmasına izin vermemiştir.
Buhran ve etkileri paramızdaki değeri o zamanın en üst para birimlerinden olan sterline karşı değer kaybetmesine neden olmuştur bu da yaklaşık 1931 yılına tekâmül etmektedir.
Neden sterlin diyecek olur isek de Osmanlıdan kalma borçlarımızı bile sterlinle ödedik ve o zaman Britanya dünyada borç veren en güçlü devletti.
Liranın, İngiliz Sterlinine karşı durumunu tablo olarak incelediğimizde; Yıllar 1 STERLİN DEĞERİ (KURUŞ’A KARŞI) TEDAVÜLDEKİ BANKNOTLAR 1919 381 158 1920 443 - 1921 605 - 1922 729 - 1923 763 - 1924 836 161 1925 892 165 1926 928 153 1927 945 153 1928 956 152 1929 1,009 159 1930 1,032 159 1931 965 159 1932 741 164 1933 702 161 1934 636 165 1935 616 170 1936 624 179 1937 624 169 19383 616 194 Kaynak: Öztürk S.
Ve Yıldırmaz F. (2009) Osmanlı İmparatorluğunun İktisadi Çöküşü ve Atatürk Dönemi İktisat Politikaları, C.Ü.
İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi, 145-146.
Tablodan da anlaşıldığı üzere Atatürk döneminde daha doğrusu 1930’lu yıllarda Paramızın değerini korumuş olduğunu, üretimsel faktörler gerekse tarım ile ülkemizin o dönemler ekonomik alanda değer koruduğuna dair yorum yapabiliriz.
Atatürk bu dönemde paranın korunması için banknot bastırılma işinin çok yaptırılmadığını, 1919 ve1938 yılları diliminde ,banknot farkının 36 Milyon lira olduğunu bilmekteyiz. [12] Cumhuriyetin İlk Senelerinde Banka Sektörü Ekonomik anlamda Devletleştirme Modeli içerisinde kurulmuş bankaları anlatmamak mümkün değildir.
Bankalar o dönemlerde de önem arz etmiştir özellikle de sermaye açısından öncelikle Atatürk zamanında ilk açılan bankalardan biri 1924 tarihinde İş Bankası olarak kayda geçmiştir.
Bu bankanın kuruluşundaki ön aşamada masraflar bilakis Atatürk tarafından karşılanmıştır.
Ardından dönemin önde gelen isimlerinden 34 kişi daha bankaya ortak olmuştur.
İş bankasının sözleşmesini incelediğimiz vakit.
Banka işlerinin yanı sıra, ziraat, sanayi, madencilik vb. kaynaklara destek verme, üretim yapılacak herhangi bir malzeme için şirketler kurma ve desteği arttırma gibi görevler sözleşme içerisinde yer almıştır. 1925 senesinde Sanayi ve Maadin Bankası kurulmuştur.
Amacı tamamen sanayi kuruluşlarına kredi imkanı sunma ve üreticiyi desteklemeye yöneliktir.
Banka 7 sene işlev gösterebilmiş, ardından isim değişikliği yaşamıştır.
Sonradan adı, Türkiye Sanayi ve Kredi Bankası olmuştur.
Bir diğer banka ise Sümerbank’tır 1933 senesinde kurulmuştur [13] .
Üretimi, üreticiyi destekleyen bu banka gövdesine, Üretimi, üreticiyi destekleyen bu banka gövdesine, pamuk ipliği dokuma kurumları, Türkiye demir-çelik fabrikaları müessesesi, deri ve ayakkabı fabrika kuruluşlarını almıştır.
Ve onları desteklemeye yönelik kobi sağlamıştır.
Eti Bank ise, bu kuruluşun en önemli amacı Atatürk zamanında yer altı kaynaklarını işlemek üzere destek sağlanması amacıyla ortaya çıkan bankadır.
Bu bankanın altında şark kromu, Ereğli Kömür İşletmeleri, Divriği Demir İşletmesi, Değirmisaz Linyit İşletmesi, Murgul Bakır İşletmesi gibi üretim tesisleri bulunmaktaydı.
Bu kuruluş ikinci dünya savaşı sonrasında amacını büyük kısmını tamamlayıp, Kurumsallaştırılmıştır.
Ardından bankanın yatırımlarının yoğunlaştırıldığı tesis Zonguldak Kömür Havzası olmuştur.
YILLAR TOPLAM MEVDUAT İNDEX PAY ORANI (MİLLİ BANKALAR) PAY ORANI (YABANCI BANKALAR) 1920 1,7 100 32 68 1921 2,4 144 47 53 1922 2,7 153 50 50 1923 3,9 232 60 40 1924 5,7 334 63 37 1925 7,5 529 65 35 1926 10,3 617 70 30 1927 16,8 1006 75 25 1927 22,5 1341 78 22 1929 27,2 1621 82 18 1930 32,3 1927 84 16 1931 35,9 2143 95 5 1932 39,7 2367 95 5 1933 69,5 4145 76 24 1934 68,2 4002 83 17 1935 75,4 4499 83 17 1936 84,1 5021 82 18 1937 96,8 5778 81 19 Kaynak: Mustafa Ayan, Atatürk’ün Ekonomi Politikası, Toplumsal Dönüşüm Yayınları, İstanbul 2000, s.177 Görüldüğü üzere kurulan bu bankalar her daim yerliyi desteklemiş olmakla beraber ülkemizi yabancıların tekelinden kurtarmakta büyük rol oynamıştır.
Yararlanılan tablodan da anlaşılacağı gibi yabancı şirketlerin hisse oranları seneler geçtikçe azalmıştır.
Bankacılık sektöründen sonra devletçilik modelinin altında mitleştirme yabancı sermayeden kurtulmaya yönelik hareketlerin yapılmasından bahsetmek gerekmektedir.
O dönemler Türkiye toprakları içerisinde yabancı sermayenin en yoğun olarak kendini belli ettiği sektörden birisi de ulaşımdı.
Özellikle demiryolları neredeyse tamamı yabancılara aitti.
Ekonomik olarak tabii ki de kazanılan her kar yabancı şirketlerin cebine gitmekteydi Atatürk demir yollarının millileşmesinde önemli çalışmalar yaptırmış, en başında ise bugünkü TCDD 1927 senesinde kurulmuştur.
Yabancı şirketlerin elinde olan demiryollarına bakıldığında, Mersin-Adana hattı, Mudanya-Bursa Hattı, Menemen, Bandırma, Manisa Hattı, Basmane- Afyon Hattı, Aydın- Eğirdir Hattı, Fevzi Paşa- Hudut Hattı gibi lojistik açıdan, üretilen malların taşınması ve aktarımı açısından önemli olan hatların hepsi yabancılarda idi. 1925 senesinde devletin millileştirdiği km 1.378 di.
Ancak 1938 yılına gelince devletin millileştirdiği km uzunluğu 6340 olarak saptanmıştır.
Anlaşıldığı üzere, devletçilik politikansın genel itibariyle o dönemde iyi bir biçimde işlediğini görebilmekteyiz. devletin bunları birleştirmesi ile beraber ucuz yük taşımına imkan vermesinden dolayı yerli sermayenin en iyi şekilde kullanılmasına vesile olmuştur.
Taşıma maaliyeti 1924 senesinde 48 bin ton olan buğday, 1930 yılında maliyetinin düşük olması ile birlikte 149 bin tona ulaşmıştır [14] .
Toplamdaki ciro devlet hazinesinde kullanılmıştır.
Sosyal Etki Olarak Ekonomi Sosyal yaşam ekonomisinde halkın durumuna bakıldığında genel olarak kuruluş yılları için pek parlaktı da demek mümkün değildir.
Bunları anlamamızı sağlayan en önemli iletişim araçlarından biri olan gazetelerden halkın durumu, maaşlar, geçim üzerine dair bilgiler bulabilmekteyiz.
Hizmet sektörü Türkiye’nin kuruluşunda yüzdelik dilimde önemli rol oynayan bir sektör değildi.
Yerini daha çok tarım ve de ardından sanayi sektörü almıştı.
İncelemek amacı ile, 1930 yılı 21 Mayıs Çarşamba gününü Resmi gazete kayıtlarına geçmiş maaşlarla incelediğimizde: Dahiliye vekaleti; Kaza Müdürü 35 lira Birinci sınıf kaymakam 55 lira Sandık Eminin 20 lira Tahrirat Katibi 10 Kaza Katibi’nin 17,5 lira Nufus memuru 10 1930 yılı devlet memuru kıdemliden normal memur seviyesine bakıldığında maaşları görmüş olduk, buradan çıkarabileceğimiz genel olarak en düşük memur maaşının 10 Türk Lirası Rütbeli bir Memur maaşının ise 55 lira olduğunu gözlemleyebiliriz.
O devrin Şartlarında gazete fiyatları 5 krş.
Tuz ve 1 adet ekmek fiyatının 8krş olduğu, koyun etinin 50krş, kiraların 2,5lira olduğu(1930 yılı) bilgilerince ailelerin geçinmelerinde bugüne kıyaslanacak kadar bir zorluk olduğunu söyleyemeyiz.
En azından tek bir çalışanın 4-5 haneye yetebildiği aşikardır.
Bunu en basitinden kadınların iş hayatındaki istatistik verilerine ulaşarak bile anlayabilmekteyiz.
O dönem dünyası ve ülkemiz sınırlarında kadınların çalışma oranları, meslek statüleri fazla değildi.
Geçim yükü erkeğin üzerinde olmasından dolayı da bunu söyleyebiliriz.
Gelgelelim Belediye Zabıt defterlerindeki bilgilere, 1922’li yıllara bakıldığında, Ekmek ve de gramaj açısından incelersek bir ekmeğin 20krş olduğu saptanmıştır.
Kaynak: Yolalıcı, Emin, “1922-1923 Yıllarında Samsun’da Fiyat Hareketleri ( Belediye Meclisi Zabıt Defteri’ne Göre)”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi , Sayı 75, Ankara 1998, s125.
Yukarıda tarım sektörünün gelir- gider olarak detaylı bahsedilmiştir.
Halkın alım gücünden ise yine Samsun’da Fiyat Hareketleri adlı çalışmadan yola çıkarsak; Kaynak: Yolalıcı, Emin, “1922-1923 Yıllarında Samsun’da Fiyat Hareketleri ( Belediye Meclisi Zabıt Defteri’ne Göre)”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi , Sayı 75, Ankara 1998, s.126.
Yazar belediye zabıt defterlerinden yola çıkarak bir mukayese gerçekleştirmiştir.
Sonunuca bakıldığında 1922-1923 yıllarında en pahalı ürünün Bamya olduğunu söyleyebiliriz.
Yeni savaştan çıkmış bir ülke için kuruş hesabı da olsa sebze meyve fiyatlarının bir tık fazla olduğunu söylemeden geçmemek gerekmektedir.
Bu kuruluş yıllarında olan düzen ve düzensizlik yukarıdaki tablolarda belirtildiği üzere giderek gelişme arz etmiş ve de ekonomiyi daha da düzenleme yönünde eğilim sağlamıştı.
Bunu tablolardan açıkça görebilmekteyiz Sonuç: Osmanlının tarıma dayalı batan ekonomisinin yanı sıra girdiği savaşlar, aldığı borçlar, sanayisinin gelişmemesi gibi bir çok faktör devletin batmasında büyük rolleri üstlenmişti.
Ardından gelen Türkiye cumhuriyetinde Atatürk geçmişindeki gibi olmamak ve her daim ileriye taşımak için bir çok mücadele vermiştir.
Tabii savaşın hemen ardından kurulan bir ülke için sanayileme hemen başladı demek mümkün değildir.
Tarım sektörü ilk dönemlerde yüzdesi en çok faaliyet gösteren sektördü.
Ama doğru politikalar, desteklemeler uygulandığı için tarımda gelişme sağlandı.
Aynı zamanda 1923 temelli sanayi planları 1938 yılına gelince yerliye dönüşün arttığı, üretimin tam anlamıyla desteklendiği buna göre kobilerin oluşturulduğu ve de olabildiğince sanayi sektörünün geniş tutulduğu dallarda gerçekleşmiştir.
Bunların gerçekleşmesinde ulaşımın, özel sektör desteğinin, ve etken diğer faktörlerin bir araya gelmesi, erken Türkiye ekonomisin parasının değer kazanmasına, Osmanlıdan kalan borçları biraz daha rahat bir şekilde ödeyebilmesinde vesile olmuştur.
Yapılan araştırma sonucu Türkiye’nin kuruluş yıllarındaki sektörlerde istatiksel verileri.
Devlet zabıt defterleri ve kurumların kayıtları aracılığı ile okuyucuya sunulmuştur.
Kaynakça: Tokgöz, Erdinç, “19.
Yüzyılda Osmanlı Ekonomisi”, H.Ü İkdisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi , Cilt XVIII, Sayı 2, Ankara 2000, ss. 365-375.
Yay, Turan, “ Atatürk Döneminde Vergiler ve Vergi Politikası,” Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fkültesi Dergisi , Cilt IX, Sayı 1-2, Mart-Kasım 1988 ss. 65-70.
Vural, İstiklal Yaşar, “ Atatürk Dönemi Maliye Politikaları: Liberal İktisattan Karma Ekonomiye,” Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , Sayı 20, Nisan 2008, ss. 77-110.
Tarhan, Savaş, Türk Kamu Yönetiminde Maaş Sisteminin Değişimi , Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kocaeli 2010, ss. 1-132.
Songür, Burcu, Atatürk Dönemi Ekonomi Politikalarının Türkiye Ekonomisine Etkileri , Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Diyarbakır 2019, ss. 1-78.
Altınok, Serdar, Türkiye’nin Sanayileşmesinde Dış Ticaretin Rolü , Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Konya 1992, ss. 1-92.
Şişmanoğlu, Gizem, Atatürk Dönemi Sanayileşme Politikaları , Yaşar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, İzmir 2017 ss. 1-72.
Toprak, Zafer, “Türkiye Tarımı ve Yapısal Gelişmeler 1900-1950,” Yurt Yayınları, Ankara 2000, ss. 1-29.
Nennioğlu, Seda, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e Bir Sosyal Yardım Uygulaması: Hıdemat-ı Vataniye Tertibinden Bağlanan Maaşlar (1909-1938) , Pamukkale Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Denizli 2018, ss. 1-233 Karahan, Aynur, Atatürk Dönemi ve Sonrasında Tarım Politikalarının Gıda Sanayiine Yansımaları ( 1923-1960) , Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2015, ss. 8- 275.
Erceyes, Salih, Tarihi Açıdan Atatürk Dönemi İktisat Politikaları( 1923-1938) , Erciyes Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Basılmamış Yüksek Lisans Tezi, Kayseri 2005, ss. 1- 91.
Yolalıcı, Emin, “1922-1923 Yıllarında Samsun’da Fiyat Hareketleri ( Belediye Meclisi Zabıt Defteri’ne Göre)”, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi , Sayı 75, Ankara 1998, ss. 121-145.
Ulusoy, İzzettin, “Atatürk Dönemi İktisadi Kalkınma Modeli”, Akdeniz Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Sayı 111, Antalya 2017, ss. 112-122.
Hiç, Mükerrem, “Türkiye Ekonomisinin Analizi”, Güryay Matbaacılık, ,Sayı, 26 Cilt:6, İstanbul 1980, s:274 Semiz, Yaşar, Toplu, Güngör, “Cumhuriyet Döneminde Devlet Tarafından Kurulan İlk Sanayi Kuruluşu Kayseri Sümerbank Bez Fabrikası”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, , Sayı 45 ,Konya-2019, ss. 29-59.
Özçelik, Özer., & Tuncer, Güner, “Atatürk Dönemi Ekonomi Politikalari”, Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, , Cilt I, Sayı 9 , Kütahya 2007, ss. 253-266.
Aydoğdu, Seda. (2021).
Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Osmanlı Devleti Maliyesi ve Dış Borçlanma.
Management and Political Sciences Review , Cilt 1, Sayı 3,ss68-79.
Öztürk Serdar.& Yıldırmaz Fatih, “Osmanlı İmparatorluğunun İktisadi Çöküşü ve Atatürk Dönemi İktisat Politikaları”, Cumhuriyet Üniversitesi,İktisadi ve İdari Bilimler Dergisi , ,Cilt X, Sayı 2, Sivas 2009, ss. 145-165.
Kalaycı, İrfan, “Atatürk’ün Kalkınma Modeli (AKM): Günümüz Sanayisi İçin Kazanımlar”, Maliye Dergisi , Sayı 156, Haziran 2009, ss. 152-176. [1] TOKGÖZ, Halil, “19.
Yüzyılda Osmanlı Ekonomisi”, H.Ü İkdisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi , Cilt XVIII, Sayı 2, Ankara 2000, s.369 [2] Aydoğdu, Seda. “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Osmanlı Devleti Maliyesi ve Dış Borçlanma”, Management and Political Sciences Review, Cilt III.
Sayı1, Çanakkale 2021, s.74. [3] Songür, Burcu, Atatürk Dönemi Ekonomi Politikalarının Türkiye Ekonomisine Etkileri , ( Diyarbakır Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 2019) s.40 [4] Vural, İstiklal Yaşar, “Atatürk Dönemi Maliye Politikaları: Liberal İktisattan Karma Ekonomiye,” Dumlupınar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , Sayı 20, Nisan 2008, s.80. [5] Yay, Turan, “ Atatürk Döneminde Vergiler ve Vergi Politikası,” Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi , Cilt IX, Sayı 1-2, Mart-Kasım 1988 s.68 [6] Karahan, Aynur, Atatürk Dönemi ve Sonrasında Tarım Politikalarının Gıda Sanayiine Yansımaları ( 1923-1960) , (Ankara Üniversitesi Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, Ankara 2015), ss. 112-114 [7] Mükerrem HİÇ, Türkiye Ekonomisinin Analizi, Güryay Matbaacılık, İstanbul: 1980, s.6. 26 Düstur, Cilt:6,s:274 [8] Toprak, Zafer, “Türkiye Tarımı ve Yapısal Gelişmeler 1900-1950,” Yurt Yayınları, Ankara 2000, ss. 23-25 [9] Gizem Şişmanoğlu, Atatürk Dönemi Sanayileşme Politikaları , (Yaşar Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2017), s.24 [11] Serdar Altınok, Türkiye’nin Sanayileşmesinde Dış Ticaretin Rolü , ( Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Yüksek Lisans Tezi, 1992), s10. [12] Gizem, Şişmanoğlu , Atatürk Dönemi Sanayileşme Politikaları , s40. [13] Semiz, Yaşar, Toplu, Güngör, “Cumhuriyet Döneminde Devlet Tarafından Kurulan İlk Sanayi Kuruluşu Kayseri Sümerbank Bez Fabrikası”, Selçuk Üniversitesi Türkiyat Araştırmaları Dergisi, Konya 2019, Sayı 45 , s.36-37 [14] Songür, Burcu, Atatürk Dönemi Ekonomi Politikalarının Türkiye Ekonomisine Etkileri , s.42
