" Öldüğümüzde bizim mezarımızı yerde aramayın, bizim mezarımız ariflerin gönüllerindedir. ” Miladi 17 Aralık tarihinde Hz.Muhammed (s.a.v) efendimizin manevi mirasçılarından olan ve Konyamıza, Anadolu’ ya ve tüm insanlığa onun düşüncelerini kendi kalbinden geçen cümlelerle aksettiren Mevlana Celaleddin-i Rumi sonsuz mutluluk yoluna girmiştir.
Ölmeden önce dedikleri arasında bir söz vardır ki aslında kendi hayatını ifade etmektedir.
Bizim mezarımızı yerde aramayınız ,o ariflerin gönüllerindedir.
Burada Hz.Mevlana kendisinin Arif kişilerin gönüllerinde yer aldığını ve et ile kemikten oluşan bedenin onun “kendi” olmadığını söylemektedir.
Hikaye ederler ünlü padişahlardan biri tarih bilginlerini toplamış, bana insanlık tarihini yazın…yıllarca uğraşmışlar yüz cilt kitap yazmışlar ,develere yükleyip saraya götürmüşler, huzura çıkartmışlar.
Padişah: bunu kim okuyacak? demiş özetini yapın yine yıllarca uğraşmışlar; yazmışlar, çizmişler elli cilde indirmişler.
Padişah bu da çoktur demiş, biraz daha özetleyin… Bilginler gene çalışmış, çabalamışlar on cilde indirmişler padişaha sunmuşlar fakat padişah bu müddet içinde ömrünü sürmüş ve yaşını başını almış, son demlerine gelmiş, “okuyamam” demiş.
Bir iki sözle özetleyemez misiniz? İçlerinden biri: Padişahım ben özetleyim: “Doğdular, büyüdüler, öldürdüler ,öldüler.” İnsanlığın tarihi bugüne kadar bu sözlerle özetleniyor dileriz ki “Doğdular ,büyüdüler, yaşadılar ve yaşattılar.. diye özetlensin.
Fakat çağ çağ öyleleri yaşamış ki kendileri için yaşamamış, kendileri için düşünmemiş, kendileri için ölmemiş Asıl yaşayanlar bunlardır… Bunlar olmasaydı insan insanlığını bilemezdi.
Bunlar ölmeyeceklerini de insanlıkla yaşayacaklarını da bilen olgun insanlar.
İşte bu insanların önde gelenlerinden biri Mevlana Celaleddin-i Muhammed’tir.
O ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama; insanlığını bilen tanıyan kişilerin gönüllerindedir mezarımız derken bunu ifade eder.
Ve şunları ekler : “ Ölüm günü tabutum giderken bende bu dünya derdi var sanma , vah vah deme, ağlama bana …doğmayı gördün ya ; batmayı da seyret ! Güneşle aya batmaktan ne vakit ziyan gelir ki? Mevlana ve Mevlevilik konusunda bir derya olan Abdülbaki Gölpınarlı hocanın aktardığı hikayettenden anlaşılacağı üzere Mevlana ölümü bir bitiş olarak değil; sonsuzluğa varış; yalan perdesinin açılması ve hakikat ışıklarının insana , insanlığa ulaşması olarak görmektedir.
Hz.
Mevlana sonsuz saadete eriştikten sonra onun ardından gitmek isteyenlere Mevlevi denmiştir.” Mevlevilik, Allah ile evrenin birliği görüşüne dayanır.
Allah, yarattığı evrende görünüş (tecelli) alanına çıkar.
Evrende var olmak, Allah’ın bir görünüşüdür.
Gerçek varlık Allah’dır.
Her şey O’ndan gelir, sonunda gene O’na dönecektir .
Allah, bir bütünlük içinde evreni kuşatır.
Allah’tan başka varlık yoktur.
Mevleviliğin benimsediği ve Mevlânâ’nın eserlerinde dile gelen bu anlayış, yeni değildir; varlık birliği ( vahdeti Vücut ) görüşüne dayanır.
İnsanda, ruh denen bir öz vardır.
Evren yaratıldıktan sonra bu öz, insan varlığının ortaya çıkışı sonucu, bedene girdi.
Öz, yurdundan ayrıldı.
Şimdi, geldiği yere kavuşmanın derin özlemi içinde çırpınır durur.
Ruh, insan varlığının en yüce özüdür.
İnsana insanlık değeri kazandıran bir cevherdir.
İnsanı gerçeğe ulaştıran, sırlara erdiren, akıl değil aşktır.
Aşk, insanın özünde, Allah’a karşı duyulan en derin bir özlem niteliğini taşır.
Aşkın özünde dile gelen, sezgidir.
Aşk ile sezgi birbirini bütünleyen iki manevi güçtür.
Onlar birbirinden ayrılmaz, biri ötekini gerekli kılar.
Sezgi ile aşk, insan ruhunun kavrayış, anlayış gücüdür; bilme, öğrenme yeteneğidir.
İnsan, yalnız aşk ile olgunlaşır, gerçekleri, sırları kavrayabilecek olgunluğa (kemale) ulaşır.
Bütün yaratıklar, gök katları (felekler) bu aşk ile dönerler (sema ederler), kendi dillerince (hal diliyle) Allah’ı anarlar (zikrederler).
Allah, sürekli yaratış eylemi içinde olan, daima kendini yenileyen, bütün varlık evrenini bir yüce bütünlük içinde kuşatan som iradedir, som sevgidir, nurdur.
Her türlü tanımın, açıklamanın, anlatımın üstündedir.
Onun varlığı, insan aklının sınırlarını, kavrayış yeteneklerini aşar.
İnsan, gönlünü aşk ile, Yaradan sevgisi ile doldurursa, Allah’ı gönlünde duyar, gönül gözüyle görür, gönül diliyle konuşur .
Allah aşkı insanın içine dolunca, insan, O’ndan başka bir varlık görmez olur.
Her an kendinin O’nla beraber, O’nun huzurunda olduğunu anımsar ve hatırlar”.
İşte Mevlana’nın insan-ı kamil olma düsturu bu şekildedir … Mevleviliğin temel ilkeleri, genellikle on iki konuda toplanır: 1.
İnsanlığa hizmet etmek; 2.
Başkalarına her zaman iyi ve güzel davranışın örneği olmak; 3.
Mesnevi okumak ve mutasavvıf olmak; 4.
Aklı iyi kullanmak, hikmet sahibi olmak; 5.
Dindar olmak; 6.
İçini her zaman temiz tutmak; 7.
Mevlânâ’yı pir tanımak; 8.
Tanrı’dan, Hz.
Muhammed’den sonra Mevlânâ’ya bağlanmak, ona gönülden inanmak; 9.
Bilim edinmek, bilgili olmak; 10.
Alçakgönüllü, sabırlı, güler yüzlü ve nazik olmak; 11.
Maddi ve manevi bakımdan temiz olmak.
Hz.
Mevlana insana ve insanlığa seslenmeye devam ediyor; insanın ve insanlığın en çok ihtiyacının olduğu çağda...
Dinle Ney’den duy neler söyler sana, Derdi vardır ayrılıklardan yana.
Kestiler sazlık içinden, der, beni, Dinler, ağlar: Hem kadın, hem er beni Göğsü, göz göz ayrılık delsin de bir, Sen o gün benden işit özlem nedir, .Her kim aslından uzak düşsün: Arar; “Asl”a dönmek için bir uygun gün arar. .Dost’a kah yoldaş olup, kah düşmana, İnleyip sesler duyurdum her yana.
Dost olur -zannınca- her insan bana, Sırlarım gel gör ki meçhuldür ona. .Sırlarım olmaz iniltimden uzak, Her göz etmez fark, işitmez her kulak.
Saklı olmaz birbirinden can ve ten, Canı görmek için izin yok bil ki sen! Bir ateştir, yel değildir ney sesi; Kim ateşsizdir: Yok olsun böylesi.
Sevgiden ağlar eğer ağlarsa ney, Sevgiden çağlar eğer çağlarsa mey. .Ney o şeydir: Perde yırtıp perdesi, Dost edinmiş dosta hasret herkesi.
Hem devadır ney denen şey hem zehir, Bir bulunmaz arkadaştır: hemfikir.
Anlatır ney: Aşk-ı Mecnun’un nedir, Kanlı bir yoldan haber vermektedir.
Müşteri ancak kulak: Söz satsa dil, Ancak aşık akla mahrem, böyle bil! Derdimizden gün zamansız dolmada, Her yanış bir günle yoldaş olmada.
Geçti gün!” der, etmeyiz yersiz keder; Var ol ey sen tertemiz insan! yeter.
Yurdudur engin: Balık kanmaz suya, Rızk eğer eksikse: Gün dolsun mu ya! Anlamaz olgun adamdan, ham adam; Söz hem az hem öz gerektir vesselam .
Kaynakla r: Mesnevi, Mevlana Celaleddin-i Rumi, M.E.B http://konya.kutuphane.gov.tr/TR-144018/sema-ve-semazenler.html https://www.youtube.com/watch?v=SjpECJmokAQ&t=223s https://tr.wikipedia.org/wiki/Mevl%C3%A2n%C3%A2_Cel%C3%A2ledd%C3%AEn-i_R%C3%BBm%C3%AE https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/e/ee/Ya_hazreti_mevlana.jpg/800px-Ya_hazreti_mevlana.jpg
