Bilimsel Bilginin Yanlışlanabilir Olması Üzerine “Bilim adamına hiçbir şey, bilimin tarihçesi ve bilimsel araştırmanın mantığı;yani yanılgıların hangi yolla keşfedileceği;varsayımların ve imgelem gücünün oynadığı roller ve sınama yöntemleri hakkında birşeyler bilmekten daha gerekli değildir.” Lord Acton Bilgi; bilgiyi arayan kişi ile aranan şey arasındaki ilişkiye denir.
İnsanoğlu tarihten günümüze bir çok bilgi kavramıyla karşılaştı bunlar gündelik bilgi (öznel şeyler) ,sanat bilgisi(estetik) ve teknik bilgi olarak sınıflandırılabilir.
Teknik bilgi bilimsel bilgiyi de içerir bilimsel bilgi nesnel ve yanlışlanabilir olmalıdır.
Yanlışlanabilir olması onu diğer her şeyden ayıran temel faktörlerden biridir.
En az bir tane aksi örnek bulunduğu zaman tamamen çöken teoremlerde bilimsel bilginin ayrılmaz parçalarıdır.
İnsanoğlunun sürekli daha iyiye ve hakikate ulaşma çabalarıyla beraber bu durum gelişme göstermiştir.
Bilgiye ulaşmakta çeşitli mantıksal hatalar söz konusu olabilmektedir ; mesela tüm kurbağaların yeşil olduğunu iddia etmek gibi faka ten az bir tane yeşilden farklı kurbağa bunun (yani tümevarım sorunu) öyle olmadığını farklı renkte de olabileceğini söylemektedir.
Tümevarım yapılan gözlemler ve deneyler sonucu parçalardan bütüne gitme metodudur.
Meşhur bilim felsefecisi Karl Popper “Bilimsel Araştırmanın Mantığı” adlı eserinde 6.Bölümde şöyle demektedir: “Kuramlar daha katı ya da daha az katı biçimde sınanabilir,daha kolay ya da daha az kolay yanlışlanabilirler…”demektedir.Gerçekten de buradan anlayabileceğimiz üzere Kuramlar daha kolay veya daha az kolay(öncekine nazaran zor) yanlışlanabilmektedir.En temel ölçütü deney ve gözlemin gerçekleştirilebilirliğidir.
Bu bağlamda en azından 20.yy ın ilk zamanları görelilik teorisinin ispatı Newton’un hareket yasalarından daha zor yanlışlanabilir bir haldeydi denilebilir bu durumu kendi fikrimce bilimsel bilginin gelişimi ve ispatlanabilmesi için araçların(matematiği de araç olarak görebiliriz) niteliğine bağlamaktayım.
Yanlışlanabilirlik neden gereklidir? Çünkü bilimsel bilgi ile bilimsel olmayanı ayırt etmemiz lazımdır .Bilimsel argüman ve ispat yöntemlerini bilimsel olmayan şeyler üzerine kullanmak akılcı bir yaklaşım değildir.
Mesela mor rengin çok güzel olduğunu iddia eden birine hayır mavi daha güzeldir çünkü dalga boyu daha fazladır ve az enerji paketçiği taşır demek takdir edersiniz ki komik olur.
Gözlemsel ve Kategorik önerme K.
Popper iki tip önermenin bilimsel ilgiyle uğraşan kişiler için mühim olduğu sonucuna ulaşmıştır.Bunlardan ilki gözlem e dayanan ifadelerdir.Mesela "Beyaz bir kuğu var." gibi gözlem ifadeleridir.
Mantıkçılar bu tür önermeleri, belirli bir şeyin varlığını ileri sürdüklerinden tekil varoluşsal önermeler olarak adlandırırlar.
Bu ifadeler birinci dereceden mantık ile şu formda eş değerdir: X'in kuğu olduğu, ve X'in beyaz olduğu bir X vardır.İkincisi ise kategorik önermedir yani "Tüm kuğular beyazdır.
Bunu mantıkçılar evrensel niceleme olarak adlandırır.Tüm X ‘ler için eğer X kuğuysa,X beyazdır.
Aslında hepimizin bildiği önerme mantığı bu düşünce üzerine inşa edilmiştir.
Tümevarımcı metodoloji birtakım tekil varoluşsal önermelerden evrensel bir önermeye varılabileceğini varsayar.
Bu, "Bu kuğu beyazdır." , "Bu kuğu beyazdır." , gibi önermelerden "Tüm kuğular beyazdır." evrensel önermesi çıkarılmasıdır.
Bu yöntem beyaz olmayan bir kuğunun gözlemden sıyrılmış olabileceği ihtimali her zaman var olduğundan, tümdengelimsel olarak geçerli değildir takdir edersiniz ki en az bi beyazdan farklı kuğu bu önermeyi çöpe atacaktır.
Bütün kuğuların beyaz olduğunu iddia edebilmek için şüphesiz kuğu olarak adlandırılan canlıların hepsinin beyaz olduğunun ispatlanması lazımdır bunun için gözlem yapılabilir mi? Elbette fakat bunun mantıklı bir yol olduğunu iddia edemeyiz.
Yanlışlanabilirlik burada bilimsel arayış içindeki birine büyük kolaylık sağlar çünkü en az bir “farklı”gözlemde öne sürdüğümüz düşünce çürür .Farklı gözlemin söz konusu olmadığı fakat tamamen ispatlanmamış düşüncelere de “Teorem” dendiğini hatırlatmak gereklidir diye düşünüyorum.
Son olarak şunları eklemeliyim Bilimin ilerleyişi şüphesiz ki onu (düşünceyi,teoremi vb.) yanlışlayan fenomenlerin hesaba katılmasıyla beraber açıklama gücü daha yüksek kuramlara dönüşür ve böylece ilerleme sağlanabilir.
Yanlışlanabilirliğin en büyük yararı bilimsel olanla bilimsel olmayanı birbirinden ayırt etmektir. *** Vural Mert Güngör (Bu konuda içerik yazmamı öneren Sn .Canan Ayvat'a Teşekkürlerimle...) Kaynakça https://www.turkcebilgi.com/bilgi_%C3%A7e%C5%9Fitleri https://kisa-ozet.org/suje-nedir-suje-hakinda-suje-anlami/ https://www.google.com/url?sa=i&url=https%3A%2F%2Fwww.istanbulakvaryum.com%2Ftr%2Fcanlilar%2Fzehirli-kurbagalar&psig=AOvVaw3jDto2vswgIiAcqpz9IQFq&ust=1612040620096000&source=images&cd=vfe&ved=0CAIQjRxqFwoTCJDy4biFwu4CFQAAAAAdAAAAABAD Imre LAKATOS ,Bilimsel Araştırma Programlarının Metodolojisi,ALFA BİLİM, 1.Basım ,2014 Karl POPPER, Bilimsel Araştırmanın Mantığı,YKY, 7.Baskı,2017 David Pierce , http://mat.msgsu.edu.tr/~dpierce/Dersler/Modeller-kurami/mantik-2.pdf
