Bilindiği gibi dünyamızın yaklaşık 4’te 3’ü denizlerden oluşmaktadır.
Denizler: Mutluluk, refah ve beka vesilesidir.
Denizlerin bizlere sunduğu nimetler: Ülkemiz yaklaşık 8.333 km kıyı şeridi uzunluğu ile Dünyada 14.
Sırada bulunmaktadır.
Denizlerimizde uluslararası hukuk ve teamüllere uygun olarak Mavi Vatanımız 462.000 km2'dir.
Karada olduğu gibi denizdeki hak menfaatlerimizi korumak milli şuurumuzdur.
Münhasır Ekonomik bölgemizde denizaltı+su üzerinde egemenliğimiz ve milli ekonomik refahımıza dair müktesep hakkımız bulunmaktadır.
Ülkemiz deniz ticaretinin yaklaşık % 30’unun yapıldığı Akdeniz Çanağının en uzun kıyısı bulunan ülkesidir.
Üstelik Karadeniz’e kıyıdaş 5 ülkenin Türk Boğazları olarak tanımlanan 164 deniz mili seyir uzunluğundaki İstanbul-Marmara Denizi-Çanakkale Boğazları dünyaya tek çıkış kapısıdır.
Dünya yük taşımacılığının yaklaşık % 90’ı Gemilerle yapılmakta ve Gemi taşımacılığı Demiryoluna göre 3.5 , karayoluna göre 7 , Havayoluna göre 22 kat daha ekonomik ve çevreci ulaşım imkanı sağlar.
Ülkemiz, direk olarak kara sınırında 8 ülkeyle, denizden ise yaklaşık 140 ülkeyle komşudur.
Denize kıyısı olan bir ülkeye başka bir ülkeye uğramadan direk olarak ulaşmak , ekonomik, kültürel vs. münasebet geliştirmek mümkündür.
Denizler bir çeşit Allah’ın lütfu hazır otoyollardır.
Yani; karayolu, yada tren yolu gibi yüksek maliyetli bir yol inşasına ihtiyaç yoktur.
Deniz kıyısı, denizin üstü, deniz su kütlesi, deniz dibi altı hepsi bir ekonomik kalkınma ve refah sağlar.
Deniz birçok spor imkanı sunar.
Bunlardan en bilineni yüzmedir ki en dengeli, tüm kasların eş zamanlı çalıştığı ve kasları geliştirici spor çeşididir.
Teknolojinin gelişmesiyle hareketsizliğe ve özellikle fıtık rahatsızlığına çözüm yüzmedir.
Havuz gibi sağlığa zararlı klor ile dezenfekte edilmeye ihtiyacı yoktur.
Dolayısıyla çağımız insanının hareket etme ihtiyacını en doğru karşılayan spordur.
Bunun yanı sıra kürek, yelkencilik, sörfcülük vs yine gençlerimiz için fevkalade yararlı sporlar olarak sayılabilir.
Deniz ürünleri özellikle balık kilo aldırmayan, başlı başına bir protein ve kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu omega 3 yağ asidi kaynağıdır.
Gerek zeka gelişimi gerekse sağlık bakımından vazgeçilmez öneme sahiptir.
Deniz suyunun antiseptik özelliği nedeniyle bir çeşit antibiyotik özellik taşıdığı hatta denizi seyretmenin dahi insanı bir çeşit psikolojik rehabilitasyona tabi tuttuğa/sakinleştirdiği ve deniz kıyısındaki insanların daha müsamahakar ve medeni oldukları ekseriyetle mutabık olunan gerçeklerdir.
Bir ülkenin denizcilik gücü denizcilik potansiyelini değerlendirmesiyle ölçülür.
Ünlü Türk Denizcisi Barbaros Hayrettin Paşa bu gerçeği tüm zamanlara hitap ederek “ Denizlere Hakim Olan Cihana Hakim Olur” sözüyle vurgulamıştır.
Bu gerçeği görüp iyi değerlendiren liderler/yöneticiler ve halklar hem kendi bekalarını tarih boyunca sağlamışlar hem de nüfus alanlarını gittikçe artırarak dünyaya kabul ettirmişlerdir.
Hatta diplomasilerini dahi deniz gücü ile yürütmüşlerdir.
Geçmişte olduğu gibi milli güvenliğimizin deniz hakimiyet alanımızdan başladığı, deniz hakimiyet alanları üzerinden çatışmaların patlak vereceği gün gibi aşikardır.
Deniz gücü, yukarıda kısaca değinilen denizin nimetlerinden ülke insanının faydalanma, bilinçlenme, sahiplenme ve refaha dönüştürme , deniz hak ve menfaatlerini koruma ve geliştirme kapasitesi ile ölçülmektedir.
Üye olmak için yıllardır sistematik çaba içinde olduğumuz Avrupa Birliğindeki deniz ekonomik faaliyetlerini entegre edip rapora dönüştürdüğü yıllık Mavi ekonomi Raporunda (The EU Blue Economy Report ) Mavi ekonomi: 1.
Deniz Ulaşımı 2.
Deniz Canlı Kaynakları 3.
Deniz Cansız (Maden ve Hidrokarbon, yenilenebilir enerji) Kaynakları 4.
Limancılık Faaliyetleri 5.
Kıyı Turizmi 6.
Gemi İnşa ve Gemi Tamir ile belirlediği 4 Milyon kişi istihdamla 658 milyar Euro ekonomik büyüklüğe ulaşmış.
Mavi ekonominin 180 milyon euro toplam katma değeri var ki bu % 28 katma değer yüksek bir katma değer elde ettiğini görmekteyiz.
Peki bizde durum nedir? Ülkemizde ciddi bir denize arkasını dönmüşlük ve bilinçsizlik hüküm sürmektedir.
Deniz dendiğinde deniz manzaralı ev” yada yılda bir deniz kıyısında yüzme, tatil yapma aklımıza gelmektedir.
Deniz bunların çok ötesinde yüksek bir katma değere sahiptir.
Herşeyden önce milletimizin deniz bilinci ve denizle etkileşimi artırılmalıdır.
Düşünün !! !! İçinden deniz geçen Dünyanın incisi İstanbul’da şehrin en önemli problemi trafik olduğu halde şehir içi yolcu taşımacılığında denizden ulaşımın % 3 (ortalama 250.000 yolcu/gün) kadarlık bir payı bulunmaktadır.
İstanbul’un trafik meselesine tüm sahil şeridinde hızlı konforlu yolcu gemileriyle yolcu taşımacılığı yapılarak karadan dikine toplu taşıma ile çok ciddi bir çözüm geliştirilebilecek durumdadır.
Denizle doğrudan ve dolaylı 40 kadar sektör bulunmaktadır.
Ülkemiz açısından topluca bakıldığında tüm sektörleriyle Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) ve istihdamdaki payı % 2,4‘ü bulmamaktadır.
Ülke insanı olarak deniz zihniyetine sahip olalım.
Ne olabilir? Sözgelimi denizden gidilebilme imkanı olan bir yere mutlaka denizden gidelim.
Süre uzun olsa da karadan gitmeyelim.
Balık lokantalarını tercih edelim yada menü de balık varsa mutlaka balık tercih edelim.
Mesleğimizin denize olan çıkışını arayalım.
Hukukçuysak, -çok ihtiyaç olan bir dal- deniz hukuku ; sigortacıysak Gemi /Yük Sigortacısı; Makine imalatçısıysak gemi ekipmanları; eczacıysak deniz yosunları, ilaçları vs. … Bakir ve yüksek kazançlı bir alan.
Eğer imkanımız varsa bir deniz aracımız olsun.
Yat kastetmiyorum küçük bir sandal bile bizim denizle olan temasımızı ayakta tutsun.
Deniz potansiyeli ülkemizin kalkınması, refahı, istihdamın artırılarak işsizliğin önlenmesi için en büyük katma değerli bir kaldıraç hükmündedir.
Yeter ki denize doğru yerden bakalım ve büyük resmi/potansiyeli görebilelim.
Mustafa ÇALIŞKAN Uzakyol Gemi Baş Mühendisi Deniz Ticareti Genel Md.
V.(E) (Beyşehir’li)
