Gel Ey Hazreti Mevlana ** “Uyuyan gözlerim asırlardır aranmakta Aşk sillesinden, tüm gönüllerde şimdi...
Hasret rüzgârı seslenir derinden derine : ‘Gel’ , Gel ey Hazreti Mevlana, gelme vaktidir şimdi ! ** Çağları aşan bilgelik örneği ve insan oğlu insan Celaleddin-i Rumi ‘nin vuslata yani sevdiğine kavuşmasının 748.
Yıldönümü gelip dayanmıştır ruh kapımıza...
Her vuslattır ki anılmaya değer mi bilinmez fakat içinde Rabbine olan kavuşma arzusu çağlar ötesine geçmiş bir insan için anılmamaktan başka bir çare var mıdır? Ve bunun devam edeceğinden de ne şüphe ? *** Konya bir gurbettir, bir sıladır çünkü gönüller sultanı ; fahri kainat alem efendimiz (S.A.V) ‘in yolunu yol, düşüncesini düşünce, aşkını aşk edinenlerden bir insan; hem de bunu en güzel sözlerden damıtılmış söz ve fikirlerle anlatan Mevlana Celaleddin burada ermiştir vuslata...
İşte bu yazı Allah’a olan aşkını derinden bir samimiyet ve huşu ile yaşayanların en güzel timsallerinden olan gönüller sultanını anmak ve övmek [onu değil aşkını] için yazılmıştır. **** Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) sevgiliye kavuşmadır.
O’na olan aşkı saadet ve saygıyla temaşa etmektir.
Bu insanlığın bir görevidir, insan bunu görev edinmelidir çünkü Veda Hutbesinde bir kavme değil tüm insanlığa seslenen , tüm yaratılanlara gönderilmiş Efendimiz (S.A.V) itikadının izinden giden , O’nun müridi olanın fani dünyadan ayrıldığı gece değildir; var olduğu, Ariflerin kalbinde nefes bulduğu gecedir.
Kendini bilen Rabbini bilir, Rabbini bilen kendini tanır; kendini tanıyan Aşk potasında erir ve eriyende inanır.
İşte bu kavuşma öyle bir kavuşmadır ki insanın yani eksik, kusurlu olanın kamil olmak için verdiği ilahi mücadelede yeşeren aşkın neticesidir; aynı zamanda başlangıcıdır.
Anlatılması ve anılması gereklidir...
Bu gece ağıtlar dizme ve ahu zar etmek gecesi değildir.
Bu gece öyle bir gecedir ki sağ el Hakta sol el halkta kalp ekseninde dönme, sema etme gecesidir. ** İnsanlığın sevgiye, anlayışa ve gönülden bağlılığa en çok ihtiyacı olduğu bu zaman dilimlerinde bizler haykırıyoruz: Gel Ey hazreti Mevlana Yahut bizler olalım birer Mevlana...
Tabi bu yolda çok lokma yemek gerektir vesselam. * Vural Mert Güngör * Canı görmek için izin yok bil ki sen Bir ateştir, yel değildir ney sesi; Kim ateşsizdir: Yok olsun böylesi.
Sevgiden ağlar eğer ağlarsa ney, Sevgiden çağlar eğer çağlarsa mey. .Ney o şeydir: Perde yırtıp perdesi, Dost edinmiş dosta hasret herkesi.
Hem devadır ney denen şey hem zehir, Bir bulunmaz arkadaştır: hemfikir.
Anlatır ney: Aşk-ı Mecnun’un nedir, Kanlı bir yoldan haber vermektedir.
Müşteri ancak kulak: Söz satsa dil, Ancak aşık akla mahrem, böyle bil! Derdimizden gün zamansız dolmada, Her yanış bir günle yoldaş olmada.
Geçti gün!” der, etmeyiz yersiz keder; Var ol ey sen tertemiz insan! yeter.
Yurdudur engin: Balık kanmaz suya, Rızk eğer eksikse: Gün dolsun mu ya! Anlamaz olgun adamdan, ham adam; Söz hem az hem öz gerektir vesselam .
