Memurların Pîri: Defter-i Hakanî Emini Server Dede Bugün size Server Dede’ den bahsedeceğim.
Türk düşünce geleneğinde “sır” kavramı, bir şeyi gizli tutmaktan çok daha fazlasıdır.
Sırrı hakikatin ta kendisi olarak benimseyen Türkler, yaratıcı ve işaret ettiği ideal dünya yönetimini hakikate yaraşır şekilde icra etmek için devlet düzenine sıkı sıkıya bağlı olarak “devlet geleneği” kavramını bir sır gibi özenle muhafaza etmiş ve yüzyıllarca devam etmesini sağlamıştır.
Öyle ki devlet, kendisini muhafaza eden görevlilerine sır tutmayı, hatta bazen “sır olmayı" emreder.
Osmanlı döneminin devlet görevlilerinden Server Dede, devlet sırrı ve muhafazası için yeri geldiğinde en yetkili kişiye karşı bile çeşitli hatırlatmaların yapılması gerektiğini etkili bir hikâyeyle gelecek nesillere aktardı.
Belki de bir devlet görevlisinin sahip olacağı en anlamlı sözler mezar taşına işlendi: Ser virüb sır vermeyen Server Dede… Eski İstanbul, mekân itibariyle, tarihiyle, tarihe şahitlik edenleriyle bize sürekli buradayım demekte.
İstanbul’un tarihini incelediğimizde, Bizans Dönemi’nde de çok önemli bir konuma sahip olan At Meydanı akla gelir.
Hepimizin bildiği şimdiki Sultanahmet Meydanı..
Ayasofya Camii kebiri, Sultanahmet Camiisi, Dikilitaş’ı, Alman Çeşmesiyle bütünleşen bu meydan, şimdilerde Tapu ve Kadastro Müdürlüğü olarak kullanılan Defter-i Hakâni Nezareti binasına da ev sahipliği yapmakta.
Bu defterhanede, yurdun bütün vergi defterleri, nüfus sayımları, madenleri Defter Eminleri tarafından tutulur, bu defterlerin eskileri ise defterhane hazinesinde saklanırdı.
Bu defterler padişahın sadrazamda bulunan mührü ile mühürlenir, açılırken de özel bir merasimle açılırdı.
O dönemin Defter Emini, işine son derece sadık olan “Server Dede” idi.
Server Dede işine bağlı, işinin ehli bir memurdur.
Bir gece ihtilaflı bir arazi meselesi için defter kayıtları gerekmiştir.
Bu defterler Server Dede’den istenir.
Server Dede defterleri bu saatte çıkaramayacağını söyler.
Gelen kişiler, emrin padişahın emri olduğu söylerler.
Server Dede ise, “Fatih Sultan Mehmed’in kanunnamesinde Defterhane’den gece yarısı defter çıkarılması yasaklanmıştır, Sultanımız af buyursunlar defterleri çıkartamam” şeklinde cevap verir.
Sultan I.
Mahmud bunun üzerine çok sinirlenerek, Server Dede’nin başının vurulmasını emreder.
Ertesi gün, divan toplanıp, paşalar durumdan haberdar olunca Sultan’a söylerler; “Sultanım, boşuna kıymışsınız Server Dede’ye, Sultan Fatih’in Kanunnamesini uygulamaktan başka suçu yoktur Server Dede’nin.
Kanunlara göre, gece defterlerin çıkarılması yasaktır.” Padişah, görevine bu kadar düşkün olan Server Dede’nin başının vurulmasına pişman olur, çok üzülür; ama iş işten geçmiştir.
Bunun üzerine Padişah, Server Dede’nin Defterhane içine gömülmesini emreder.
Memurların evliyası olarak addedilen Server Dede’nin kabri Sultanahmet’te Tapu Kadastro Bölge Müdürlüğü olarak kullanılan binada hala durur ve bizden Fatiha bekler.
Ve Server Dede’nin mezarının başında şöyle yazar: “Ser Virüb sır vermeyen Server Dede Ruhuna İhlasileEl-Fatiha” Sultana rağmen, onun kanunlarını çiğnemeyen ve bu uğurda can veren Server Dede’nin sorumluluk bilinci, bugün hepimize örnek teşkil etmektedir.
Server Dede’nin kabri, Sultanahmet Meydanı’nda bulunan ve eskiden Defter-i Hâkânî binası olarak kullanılan Tapu ve Kadastro binasının içerisindedir.
Allah Server Dede gibi memuriyet sürdürmeyi nasip etsin inşallah.
Selam ve muhabbetle.
