Şizofreni ve Suç Davranışı İlişkisi Suç, hukuki bir zarar ortaya çıkaran; bireylerin ya da toplumun güvenliğini sarsan; kamu düzenini bozarak gelişimini engelleyen sonuçlar ortaya çıkaran davranış ve davranış örüntüleridir.
Cezalandırılması gerekir (Çeliker, Işıklı, Ögel, Uygur, 1992).
Kişinin gerçekleştirmiş olduğu suç davranışı sonrasında suçlu sayılabilmesi için gerçeği değerlendirme yetisinin yani ceza ehliyetinin tam olması gerekmektedir (Balıkcı, Bolu, Erdem, Pan, Toygar, Ünlü, 2014).
Akıl hastalığı failin algılama ve irade yeteneğini tamamen ortadan kaldırabilmekte ya da büyük ölçüde azaltmaktadır.
Algılama ve irade yeteneği tamamen ortadan kalktığında failin ceza sorumluluğu bulunmaması nedeniyle ceza verilmemektedir.
Algılama ve irade yeteneğinin azaldığı durumda cezasından kanunda belirtilen oranlarda indirim uygulanarak ceza verilir (Bayındır, 2011).
Ancak akıl hastalığı bir cezasızlık sebebi olarak değerlendirilmemelidir.
Kişinin ceza almaması için işlemiş olduğu suç davranışı ile hastalığı arasında nedensel bir bağlantı bulunmalıdır (Bayındır, 2011).
Tıpta psikoz olarak ifade edilen akıl hastalığının türleri uyurgezerlik, mani, hipnoz, melankoli, şizofreni, paranoyadır (Bayındır, 2011).
Suç davranışında bulunan bir kimsenin akıl hastası olup olmaması ceza hukuku için büyük önem taşımaktadır.
Suç davranışında bulunan kişinin akli durumun tespiti verilecek olan cezada veya uygulanacak güvenlik tedbirlerinin sağlanmasında önemli bir noktadadır (Yıldız, 2002).
Türk Ceza Kanununda akıl hastalığı ile ilişkili maddelerle hasta bireylerin güvenlik tedbirleri alınmaktadır.
Hukuka aykırı bir davranışı işlememesi gerekirken işleyen kimse kusurludur, kusurluluğun ilk koşulu irade özgürlüğüdür. ( Yüce, 1982, Akt., Yıldız, 2002).
İsnad yeteneği kusurlu olarak kabul edilmenin ön koşuludur (Dönmezer, Erman, 1994, Akt., Yıldız, 2002).
İsnad yeteneği anlama ve isteme yeteneği unsurlarını içermektedir (Yıldız, 2002).
Kusur bir davranışın isnad yeteneği ile bilerek ve isteyerek yapılmasıdır.
İsnad yeteneği olmadan sergilenen bir davranış sonucunda kişiler cezalandırılmamaktadır (Öztürk, 1994, Akt., Yıldız, 2002).
Akıl hastalığı isnad yeteneğini ortadan kaldırır ya da azaltır (Yıldız, 2002).
Türk Ceza Kanununun 46. maddesinde akıl hastalığının şuur ve hareket serbestisinin ortadan kaldıracak derecede olması halinde ceza verilemeyeceği, 48. maddesinde geçici akıl hastalığında faile ceza verilmeyeceği, 47. maddesinde ise cezayi sorumluluğun önemli derecede azaldığı hallerde cezai indirim uygulanacağı açıklanmaktadır.
Hastaların cezai sorumluluğunu ortadan kaldıran neden suç işleniş tarzının basit ve absürt olması, kişinin suç işlemekten pişmanlık duymaması, suçu işlememiş gibi hareket etmesidir ( Bilge, 1996).
Tarih boyunca şiddet davranışının ruhsal hastalıklarla ilişkisi olduğu düşünülmektedir (Marzuk 1996, Akt., Bilici, Ger, Öncü, Sercan, Ural, Uygur, 2007).
Ortaçağ ve Rönesans döneminde ruh hastalığına sahip bireylerin bakımı aileleri tarafından karşılanılmış ancak durumları tehlikeli bulunan hastalarla toplumsal kuruluşlar ilgilenmiştir (Monahan 1992, Taşçıoğlu 1996, Akt., Bilici, Ger, Öncü, Sercan, Ural, Uygur, 2007).
Son 20 senede yapılan araştırma bulgularına göre psikiyatrik hastalığı olan bireylerin suç ve şiddet davranış sıklığının diğer bireylerle karşılaştırıldığında anlamlı olarak daha yüksek olduğu görülmektedir (İnan, Öncü, Yıldızhan, 2018).
Şizofreni genellikle genç yaşlarda başlamaktadır.
Kişiler arası ilişkilerden ve gerçeklerden uzaklaşarak bireyin kendine özgü bir içekapanım bir dünyasında yaşamasına; düşünce, duygu ve davranışlarda ciddi bozulmalara neden olmaktadır (Öztürk 1997, Akt., Bayındır, 2011).
Şizofreni, tanımlanması, klinik belirtileri, gidişatı, sonlanışı açısından çeşitlilik göstermektedir.
Her toplumda, her türlü sosyoekonomik ortamda karşılaşılabilen ruhsal bir bozukluktur.
Şizofreninin toplumsal, ekonomik ve duygusal maliyeti çok fazladır (Leff, 1995, Akt., Aybaş, Aydemir, Hınçal, Soygür, 2000).
Çeliker, Işıklı, Ögel ve Uygur’un suç işlemiş şizofreni hastaları ve suç işlememiş şizofreni hastalarıyla yapmış oldukları çalışmanın bulgularını incelediğimizdee suç işlemiş ve işlememiş şizofrenlerin; yaş, öğrenim düzeyi, çalışma, meslek, medeni hal, doğum yeri ve göç değişkenleri karşılaştırılmış, aralarında anlamlı bir fark bulunmadığını gördük (Çeliker, Işıklı, Ögel, Uygur, 1992).
Psikotik bozukluğu olan olgularda suç işleyen bireylerin diğer bireylerle karşılaştırıldığında anlamlı olarak daha düşük eğitim düzeyine sahip oldukları, genellikle kırsal bölgede yaşadıkları, daha önce meslek sahibi olmalarına rağmen genelde bir işte çalışmadıkları ve bu nedenle sosyal güvencelerinin olmadığı bilinmektedir.
Psikotik bozukluğu olan bireylerde suç davranışıyla ilişkili olduğu bilinen işsizlik ve sosyal güvenceye sahip olmamanın ülkemiz için kritik değişkenler olduğu, suç davranışını arttırabileceği bulunmuştur (Aybaş, Aydemir, Hınçal, Soygür, 2000).
Alanyazın incelendiğinde medyanın şizofreni hastalarına yönelik paylaşımlarının halkın tutumlarını etkilediği görülmüştür.
Şizofreni hastaları ile ilgili haberlerin bir kısmı, basının uymakla yükümlü olduğu kuralları, mesleğin etik ilke ve sorumluluklarını ihlal etmektedir.
Geçerliliği olmayan, eksik bilgilerle halka sunulan haberlerin şizofreni de dahil olmak üzere ruhsal hastalıklar hakkında olumsuz yargıları pekiştirmektedir.
Toplumda bu bireylerin damgalanmasına yol açmaktadır.
Damgalama, şizofreni hastalarının ve yakınlarının ayrımcılık yaşamalarına neden olur (Çolak, Karataş, Tokmak Yüksel, Saygılı, 2018).
Suç ve damgalama toplumda birbiri içine girmiş gibi görünmektedir.
Şiddet ve ortaya çıkardığı suç damgalamaya , damgalama ise suç davranışını devam ettirip şiddetini arttırmaktadır (Topçuoğlu 2016, Akt., Çolak, Karataş, Tokmak Yüksel, Saygılı, 2018).
Sosyal izolasyonun psikotik semptomların gelişiminde etkili olduğu bulgusu yapılan son araştırmalarla da desteklenmektedir (Bijl, Hannsen, van Os, Vollebergh, 2001, Akt., Driessen, Drukker, Krabbendam, van Os, 2006).
Sanat ise estetik bir perdenin arkasında sosyal sorunları ele almak ve kültürel bir eleştiri sunmak amacıyla kullanılmaktadır.
Dövüş Kulübü filminde şizofreniden muzdarip olan kahraman aracılığıyla modern tüketimcilik şiddetle eleştirilmektedir (Bishop, 2006).
Kaynaklar Aybaş, M., Aydemir, Ç., Hınçal, G., Soygür, H. (2000).
Şizofreni Hastaları İçin Yaşam Niteliği Ölçeği: Güvenirlik ve Yapısal Geçerlik Çalışması.
Düşünen Adam. 13 (4), 204-210.
Balıkcı, A., Bolu, A., Erdem, M., Pan, E., Toygar, M., Ünlü, G. (2014).
Bir Eğitim Hastanesi Psikiyatri Kliniğinde Adli Olguların Değerlendirilmesi; Beş Yıllık İnceleme.
Gülhane Tıp Dergisi. (56), 1-4.
Bayındır, S. (2011).
Türk Ceza Hukukunda Akıl Hastalığı ve Sonuçları.
Legal Hukuk Dergisi. (99), 889-916.
Bilici, R., Ger, C., Öncü, F., Sercan, M., Ural, C., Uygur, N. (2007).
Sosyoekonomik Etmenlerin ve Sosyodemografik Özelliklerin Psikotik Olguların Suç İşlemesinde Etkisi.
Türk Psikiyatri Dergisi. 18 (1),4-12.
Bilge, Y. (1996).
Hırsızlık Fiillerinde Cezai Sorumluluk.
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi. 45 (1-4), 153-159.
Bishop, K. (2006).Artistic Schizophrenia: How "Fight Club"'s Message Is Subverted by Its Own Nature.
Studies in Popular Culture. (29), 41-56.
Çeliker, A.,R., Işıklı, M., Ögel, K., Uygur, N. (1992).
Suç işlemiş Şizofrenlerin Demografik Özellikleri ve Suç Profili.
Düşünen Adam: Psikiyatri ve Nörolojik Bilimler Dergisi. 5 (1-3), 5-9.
Çolak, A.,Karataş, B., Tokmak Yüksel, F., Saygılı, E. (2018).
Şizofreni ve Medya: Damgalamanın Önlenmesi.
Sosyal Hizmet. 14-22.
Driessen, G., Drukker, M., Krabbendam, L., van Os, J. (2006).Social Disadvantage and Schizophrenia A Combined Neighbourhood and Individual-Level Analysis.
Soc Psychiatry Psychiatr Epidemiol. (41), 595–604: DOI 10.1007/s00127-006-0081-z Öncü, F., İnan, S., Yıldızhan, E. (2018) .
İnsana Yönelik Ciddi Suç İşleyen Adli Psikiyatri Olgularının Hastalık Öyküleri, Sosyodemografik ve Suç Özellikleri.
Türk Psikiyatri Dergisi. 29.
Yıldız, S. (2002).
Ceza Hukukunda Akıl Hastalığı ve Akıl Hastalarının Yargılanması.
SÜ İİBF Sosyal ve Ekonomik Araştırmalar Dergisi. 2 (4), 141-151.
